Uzaklık ve Aşk
Uzak olmak… Sanırım kimse sevdiği herhangi bir şeyden uzak olmak istemez. Sevdiği veya değer verdiği her neyse yanında olsun ister. Hele bir de bu sevdiğiniz, aşık olduğunuz insan olursa… İşte o zaman uzaklığın tanımını daha iyi yaparsınız ve acısını daha derinden yaşarsınız…
Sevdiğiniz uzaklarda bir yerlerde. Dokunamıyorsunuz, elini tutamıyorsunuz, gözlerine bakamıyorsunuz, yanağına tüm masumiyetinizle küçük bir öpücük konduramıyorsunuz, ona sarılamıyorsunuz… Ne acı değil mi? Evet, çok acı. Peki, ne olacak böyle? Uzaktasınız ve hiçbir şey yapamıyorsunuz. Dışarıda tek başınıza geziyorsunuz ve çiftleri görüyorsunuz. Kimisi sarılmış sarmaş dolaş, kimisi el ele… Kimisi karşılıklı oturmuş birbirlerinin gözlerine bakıyor ve gözleriyle birbirlerine sevdiğini söylüyor. Ya siz? Tek başınasınız… Elinizin içinde bir el yok, kollarınızın arasında kimse yok, gözlerinizin önünde bir çift göz yok. Ama onlarla tek ortak yanınız yüreğinizin ta en derinlerindeki aşkınız. Evet, bu sizin onlarla tek ortak noktanız. Peki, bu ortak noktanız sizi tatmin ediyor mu? Eğer gerçekten seviyorsanız, bunu diliniz dolanmadan söyleyebiliyorsanız sizi tatmin etmeli. Başkalarını gördüğünüzde elbet yüreğiniz burkulacaktır. Siz de onlar gibi sevdiğinizle baş başa olmak isteyeceksiniz. Seven, aşık olan her insan bunu ister.
Aşıksınız ve uzaksınız… Ne kadar zor bir durum değil mi? Katlanılması zor bir durum bu. Peki, uzaklık sadece olumsuz bir etken midir aşk için? Hayır, olumsuz etkenlerinden daha çok bence olumlu etkenleri de var. “Olur mu canım öyle şey, ne alakası var uzaklıkla olumlu etkenin?�? diye sorar gibisiniz sanki…
Peki, gelin tersinden bakalım olaya. Seviyorsunuz ve aşıksınız. Sevdiğinizle sürekli berabersiniz. Ne kadar güzel değil mi. Onun yanında olmak, elini tutmak, sarılmak… Peki, bir süre sonra ne olacak sizce? Onunla buluşmaya gittiğinizde ilk zamanlardaki heyecan aynen duracak mı içinizde ya da elini tuttuğunuzda elinizin içi terleyecek mi? Peki, uzakta onu gördüğünüzde ilk zamanlardaki gibi gülümseyecek misiniz? Sanırım hayır diyeceksiniz. Artık sevdiğiniz size sıradan gelmeye başlayacak. Telefonunuz çaldığı zaman arayan sevgiliniz ise normal bir insana nasıl cevap veriyorsanız ona da aynı şekilde cevap vereceksiniz. Sevdiğinizle buluşacaksınız ve bekliyorsunuz. İşte köşeden döndü ve göründü size. Saatinize mi bakarsınız kaç dakika gecikti acaba diye yoksa bugün ne giymiş diye mi bakarsınız? Ya da saç modelinin değişikliği mi dikkatinizi çeker? Peki hiç sevdiğinizin gözleinin içine bakıp pırıltılarını yakalamayı dener misiniz onu görünce?
Ya uzaktan yaşanan ilişkilerde nasıl olur bu? Sevgiliniz uzaklarda. Aşkı içinizde, yüreğinizde ama o uzaklarda. Elinizi kalbinizin üzerine koyduğunuzda vücudunuzun diğer yerlerinden daha sıcak olduğunu hissedersiniz. Çünkü orada yanan bir ateş vardır. Bu ateşin körüğü de uzaklıktır. Elini tutamıyorsunuz, sarılamıyorsunuz, gözlerinin içine bakamıyorsunuz. Sadece telefondan yankılanan sözlerden ibaret her şey. Sevdiğinize “Seni seviyorum�? dedikten sonra sarılamıyorsunuz. Sadece yutkunmak geliyor içinizden. Yan yana olanlar “seni seviyorum�? derken sevdiğinin eli oluyor elinin içinde fakat sizin elinizde sadece telefon var. Tartışan çiftleri görüyorsunuz ve içinizden “Ben sevdiğimin yanında olsam hiç tartışır mıyım, hiç onu kırar mıyım…�? diye geçirirsiniz. İçinizden onların yanına gidip “Beraber geçirdiğiniz zamanın kıymetini iyi bilin�? diyip uzaklaşmak geçer.
O büyük an yaklaşır… Uzaktaki sevdiğinizle buluşacağınız an… Sayılı günler kala uyuyamazsınız. Sürekli o günün hayali gelir gözünüzün önüne. Acaba ilk ne desem? Acaba hiçbir şey demeden direk sarılsam mı? O sıralar kafanızı sadece bu sorular yorar. Ve o büyük gün gelir… Beklersiniz sevdiğinizi anlaştığınız yerde. Dizleriniz titrer. Sanki hiç buluşmamış, sanki hiç görmemişsiniz gibi heyecanlanırsınız. Saatinize bakmak aklınıza gelir mi? Ya da yarın ne yapacağınızı düşünür müsünüz? Sanıyorum tek düşündüğünüz sevdiğinizin ne taraftan geleceğidir. Onu görememeye artık dayanamazsınız. Yüz metre öteden bile olsa görmek istersiniz. Ve işte göründü… İşte tüm güzelliği ile sevdiğiniz geliyor. Yüzünüzde silemeyeceğiniz ve engel olamayacağınız bir gülümseme, hafif bir kızarıklık, kalbinizin hızlanmış çırpınmalarının sesi… Ve işte sevdiğiniz yanınızda… Sarılırsın ona sıkıca hiç bırakmazsın sanki birisi çekip götürecekmiş gibi. Gözlerinin içine bakarsın, her gece yatmadan önce gözünün önüne gelen o bir çift göze. Hiçbir değişiklik yoktur sevdiğinizin gözünde ama size bambaşka bir güzel gelir o gözler o an. Elini tutarsın sevdiğinin hani “Seni seviyorum�? derken telefon yerine tutmayı hayal ettiğin o elleri. Her gün ya da sık sık görüşen çiftler gibi iki öpücük kondurup elinden tutup gideceğiniz yere gider misiniz? Sanırım bir süre öylece kala kalırsınız olduğunuz yerde.
Ne güzel şeyler değil mi?
Kısaca özetleyelim ve soralım sizlere. Yakınsınız, sürekli birliktesiniz ve her istediğinizi yapabiliyorsunuz. Fakat sıradanlaşma gerçeği var önünüzde. Heyecanın bir süre sonra yok olması. Artık mücadeleniz aşkınızdaki heyecanı korumak adına olacak. Diğer durumda ise yani uzaktayken neler olur? Uzaksınız, görüşeceğiniz günler sayılıdır. Ama o günleri dolu dolu yaşarsınız. İçinizde uzaklığın getirdiği özlem ile körüklenen bir ateş var. Heyecanı korumaya ihtiyacınız yok ki zaten o heyecan dizlerinizi titretmeye yetecek kadar var içinizde. Sıradanlaşma mı? Sevdiğinize doymuyorsunuz ki sıradanlaşsın…
Hangi aşkı seçersiniz?
Adem Taşdan
Benzer yazılar:- İlgili yazı bulunamadı.

Ağustos 27th, 2007 at 2:47 am
Acı ama gerçek…
“Gözden uzak olan gönülden de ırak olurmuş” diye boşuna söylememiş atalarımız, tecrübeyle sabittir. Ama özlem duygusunun sıradanlığa imkan vermediği de bir gerçek. Uzaklık acıtır sevenlerin canını, derken bir şiirimi hatırladım konuyla ilgili. Senin yazıya döktüğün duyguları hissettiğim zamanlardı. Yani eskidendi, çok eskiden…
Sevgiydi bize unutturmayan birbirimizi hasret şehirlerinde.
Kimi zaman yanaklarımızdan süzüldü usulca,
kimi zamanda içimize aktı acı acı.
Gelmek her zaman gitmekten daha zordu bizim için.
Giderken bir sevgili bırakırdın ardında gözü yaşlı,
birde içinde kalbinin tam ortasında.
Herşeye rağmen sevmek de, sevilmek de güzeldi.
Aramızdaki yollar çiçekleri soldururdu,
ama bitiremiyordu işte sevgimizi.
Ona yeniden sarılabilmekti, öpmekti hayatın anlamı.
Bu ne ilkti bizim için, ne de son olacaktı…
(NY 10.02.2005 - 01:59)
Ama bu şiirin yazıldığı buluşma sondu bizim için. Şiirin yazıldığı kişi daha fazla dayanamamıştır uzaklığa yada hasrete. Haksızda değildi aslında, kim istemezdi ki sevdiği olsun sürekli yanında. Etrafındakilere bakıp iç geçirmektense, o da istiyordu sıcak bir elin olmasını avuçlarında. Ama olmadı… Çünkü aramızda çok uzun yollar vardı ve sürekli buluşmamıza engel dünyevi zorunluluklar. Sonuç olarak o şimdi çok uzaklarda, yok hayatımda, ah hatıralarda (Rafet El Roman - Aşk)… Ama şiirleri hala yaşıyor, kâh orada kâh burada. Sevmek güzel ama uzaklık kötü der Nezih…
Not: “Aramızdaki yollar çiçekleri soldururdu” : Uzakta olan sevdiğinize bir kutu içinde hediyesi ile birlikte çiçek gönderirseniz, onun eline geçene kadar solar o çiçekler…
Eylül 8th, 2007 at 12:18 pm
bnmde çıktığım uzkta hmde aramazda 12 sattlk bi yol var bn onu çok seviyorum ama oo bni sevdiğini sölüor acaba seviyormu napıcm bn ya onu çok seviyorum yaşımızda kçk bu yaşta dcksnz ama 117 yaşındaız 2mizde napmalıyız bizzz:(::(::(
Eylül 12th, 2007 at 3:09 pm
uzaktan yaşanan ilişkilerde sevgi,güven,sadakat üçgeni olması çok önemlidir. eğer bu üçgen içersindeyseniz sorun olacağını sanmam. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur sözü benim için geçerli değil. Birbirlerine yeterince bağlı olmayanların bahanesi olabilir bu benim için sadece. Kişisel olarak sölersem özlem benim için sevgimin ateşini harlayan bir duygu…
Ekim 7th, 2007 at 3:33 pm
gozden ırak olan gonulden ırak olur sozune ınanmıyorum ben sadece onun yokluguna alısırsın bır sure sonra ama o hep senın kalbındedır o ınce yerındedır aklına geldıgı her an acıtır kalbını derınden
Ekim 7th, 2007 at 3:37 pm
ben sevdıgımı 4 yıldır goremıyorum ben konyadayım o ızmırde ıkımızde 17 yasındayız vurup kapıyı gıdemıyoruz bırbırımızın yanına onu o kadar ozledım kı………aramızdakı yollar gecen zamanlar bıle eksıltmedı sevgısını sadece alıstım onun yokluguna o kadar
Kasım 23rd, 2007 at 6:24 pm
wauw gushelll:)
Kasım 24th, 2007 at 5:07 pm
siz aynı ülkedesnz en azındn benm aşk türkiyede bile diil ama onu çok seviorm tabi oda benii:)
Şubat 21st, 2008 at 5:18 pm
uzak olmak gerçekten çok zor bazen insan dayanamıyor sevdiğini gormemeye.ama sevdiğinden emin olursan sevdiğinin güvenirsen ona sonuna kadar uzaklık sadece lafta kalıyor
Şubat 22nd, 2008 at 1:54 am
Şubat 22nd, 2008 at 8:09 am
Adem, Erkekler duygularini bayanlar kadar rahat ifade edemiyorlar bence belkide ondandir . Duygularini ifade edisine bayildigim bi erkek var O da Binbirgecedeki Onur. Biraz oncede izlerken sadece filmlerde olur boyle erkekler diye dusundum
Allahim noolur yanlis dusunmus olayim (yani gercek hayattada olsunn
Sevdiginden ayri olan arkadaslar: Allah kavustursun..
Mart 12th, 2008 at 3:04 am
benim sevdiğimde uzakta ama öyle çok seviyorum ki günden güne sevgim daha da artıyor sanki. ve dediğiniz gibi bayanlar daha çok duygularını yansıtırlar. ve ben özlemim hafiflesin diye okudum bu yazıyı gercektende umutlandım açıkcası ve bunu aşkımada yollayacağım ki o da okusun anlasın bişeyleri dimi:D
Mart 31st, 2008 at 2:10 pm
MRH.İlk öncelikle çok teşekkürler içimi serinlettiğiniz için benim aşkımda uzaklarda ve bazen o kadar korkunca dönüşüyorki bu özlemim ve çok yorgun düşüyoruz ikimizde benim için herşeyiyle gizemli bir insan dediğiniz gibi burda olsaydı belkide çok sıradan olabilirdi suan tek dileğim ömür boyu yanında olmak ALLAH nasip ederse tek dileğim bu ve burdan özlem çekenlere sesleniyorum bu özlemi tadında tutun aşk fedakarlıktır özlemek ve beklemek güzeldir herşeye rağmen…
Mayıs 26th, 2008 at 6:19 pm
bu gerçekten beni çok rahatlattı ya.bende sevdiğimden uzaktayım ve bazen o kadar üzlüyorumki.düşündümde ise bunların ne kadar doğru oldunun farkına vardım.laçkalaşmış bi ilişki olmayacak bzimki öle düşünüyorum.bütün sevdiğinden uzakta olanlara sölüyorum ondan asla uzaklık için vazgeçmeyin