Nisan 8th, 2008 Yazan: Mehmet Buyukozer
Siteyi bir müddettir takip ediyorsanız, ilk önce devamlı sorunlar yaşanıyordu. Onun için başka bir servera taşımak durumunda kaldım, bu seferde yeni server sahipleri sağolsunlar sistem kaynaklarını çok kullanıyor diye haber vermeden kapattılar. Şu anda 1 ay içindeki üçüncü taşımayı yaparak yeni bir servera taşınıyoruz. DNS ayarları güncellenene kadar site iki serverda da aktif olacak ve eski serverdaki yorumları aktarmak mümkün olmayacak. Onun için yazdığınız yorumların eski serverda kalmış olma ihtimaline karşın ayrı bir dosyaya kaydedebilirseniz çok iyi olur. Server değişikliği bu gece başlayacak.
Posted in Internet | 1 Yorum
Mart 28th, 2008 Yazan: Mehmet Buyukozer
Kurtlar Vadisi Pusu, Hakan’ın Memati’nin kafasına silah dayamasıyla biten nefes kesen finalin ardından, yeni bölümüyle bu akÅŸam izleyicisinin karşısında.
Yeni bölümün can alıcı noktası, vadinin en sevilen karakterlerinden biri olan Memati’nin akıbeti Kurtlar Vadisi Pusu izleyicileri, bu akÅŸamki bölümde Memati ölecek mi, yaÅŸayacak mı? sorusunun yanıtını bulacak. İskender Büyük’ün ülkeyi karıştırmak adına planladığı büyük komplo ise vadi izleyicilerini ÅŸaşırtacak.
Kurtlar Vadisi Pusu’nun merakla takip edilen kötü adamlarından Bulut ve Muro’nun kaderleri de bu akÅŸamki bölümün merakla izlenecek sürprizleri arasında.
http://rapidshare.com/files/102924418/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.31.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102924407/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.31.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102927836/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.31.part3.rar
http://rapidshare.com/files/102927859/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.31.part4.rar
http://rapidshare.com/files/102928499/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.31.part5.rar
Posted in Kurtlar Vadisi Pusu | 3 Yorum
Mart 23rd, 2008 Yazan: Adem TaÅŸdan
Amerika’da sürekli ekonomik sorunlar çıkıyor ve piyasalar karışıyor. Gözler hemen FED ’e çevriliyor. Herkes FED ’ten piyasalara müdahale bekliyor. Merkez bankalarının piyasaya müdahale etmede en etkili iki silahı açık piyasa iÅŸlemi ve reeskont faiz oranıdır. Merkez bankalarını amacı piyasalardaki dengeyi saÄŸlamaktır. Piyasalarda aşırı bir tepki sonucun oluÅŸacak dengesizlikleri gidermekle yükümlüdürler. ÖrneÄŸin Türkiye Merkez Bankası’nın sitesine girdiÄŸinizde en tepede “ Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın temel amacı fiyat istikrarını saÄŸlamak ve sürdürmektir. �? yazısını görürsünüz.
Açıklamaya çalışacağım bu konu elbette ekonomi içersinde ya da ekonomi öğrencisi olanlar için gereksiz bir yazı gibi görülebilir. Fakat bu yazıyı yazmamdaki amaç ekonomi içersinde olmayan ve bu işleyişi bilmeyenlere açıklamaktır.
Reeskont nedir?
Repo’yu açıklamakla başlayalım. Repo; sabit getirili bir menkul kıymetin daha önceden anlaşma sağlanmış şartlarda, belir bir süre sonra geri alma taahhüdünde bulunarak bankaya devredilmesidir. Bunun için banka sizden değeri üzerinden iskonto almaktadır. Buna repo oranı ya da iskonto oranı denmektedir. Reeskont ise; ikinci kez iskonto anlamına gelmektedir. Bankalar da ellerindeki bu menkul kıymetleri MB’sında belli bir süre geri almak şartıyla devretmektedir. Merkez bankası da bu menkul kıymetten kendi iskontosunu almaktadır. İşte merkez bankasının almış olduğu bu ikinci iskonto oranına reeskont oranı denir.
Peki, reeskontun günlük hayatımıza ne gibi bir etkisi var?
Gelin bunu güncel hayattan bir örnekle açıklayalım… Çevrenizdeki mağazalara bir bakın. Çoğunda hatta hemen hemen hepsinde vadeli ya da peşin fiyatına taksitle satış imkânı vardır. Cebinizde paranız olmasa da gidip alış veriş yapabilirsiniz. Peki, mağaza sahipleri bunu sizi sevdikleri için mi yapıyor dersiniz? Tabi ki hayır. Çarklar şöyle dönmektedir.. Siz gittiniz ve 4500 YTL değerinde alış veriş yaptınız. Mağazacı ödeyeceğiniz tarihe göre üzerine vade koyarak size bir senet imzalattı. Diyelim ki 4500 YTL’lik bir tutar için 3 aylık bir vade süresinde 5000 YTL’lik bir senet imzalattı size. Siz malları alıp gideceksiniz ve 3 ay sonra 5000 YTL ödeyeceksiniz. Peki mağazacı ne yapacak? Malları sattı ama elinde sadece bir senet kaldı. Mağazacı bankaya gidecek ve 3 ay vadeli repo yapmak istediğini söyleyecek. Banka o anki reeskont faizlerine bakarak bir repo oranı söyleyecek mağazacıya. Örneğin diyelim ki repo oranını %25 olarak belirledi banka ve mağazacının elindeki 5000 YTL için 3 ay vadeli olarak 4700 YTL ödemeyi teklif etti. Mağazacı da senedi teslim ederek 4700 YTL’lik tutarı aldı ve mağazasına geri döndü. Peki, banka ne yapacak şimdi? Bankadan 4700 YTL’lik bir çıkış oldu ve elinde 3 ay sonra tahsil edebileceği bir senet var. Banka da bu sefer mağazacının yaptığını yapacak. Merkez bankasına gidecek ve senedi ikinci kez iskontoya tabi tutacak. Merkez bankasının reeskont oranı diyelim ki %17 olsun. 5000 YTL’lik senet için 3 ay vadeli olarak bankaya 4800 YTL verecek. Banka bu tutarı alarak kasasına koyacak. Sizin imzaladığınız senet merkez bankasının kasasında vadesini beklemeye başlayacak.
3 ay sonraya gelelim. Banka, merkez bankasına 5000 YTL ödeyerek reeskonta tabi tuttuğu senedi geri alacak ve mağazacıyı bekleyecek. Mağazacı geldiğinde o da bankaya 5000 YTL ödeyerek senedini geri alacak. Mağazacı da müşterisini beklemeye koyulacak. Siz de gidip vaat ettiğiniz 5000 YTL’ yi ödeyerek senedinizi alacaksınız.
Şimdi gelelim kar durumlarına…
Yazının devamı »
Posted in Adem TaÅŸdan, Ekonomi | 10 Yorum
Mart 23rd, 2008 Yazan: Mehmet Buyukozer
Son günlerde sitede beklenmeyen bir ziyaretçi patlaması yaÅŸanıyor. Günlük ziyaretçi sayısı 4000′in üstünde seyrettiÄŸi için yorum yazarken, hatta bazen bir sayfadan diÄŸerine geçerken serverdan 404 hatası alınabiliyor. Normalde “404 Not Found” hatası HTTP (hyper terminal text protocol) tanımlarına göre Serverda bulunmayan dosyalar için kullanılıyor. Bu sitedeki durumda mysql database’deki yüksek trafikten dolayı server cevap dönemiyor ve 404 hatası veriyor. Bu hatayla karşılaşırsanız sayfayı yenilemeyi (refresh) deneyin, ben de aynısını yapıyorum 
Posted in Internet | 3 Yorum
Mart 21st, 2008 Yazan: Adem TaÅŸdan
Konjonktürel dalgalanma reel gayri safi milli hasılanın belirli bir trendi izleyerek yukarı aşağı dalgalanmasıdır. Her bir yukarı ve aşağı hareketin toplamına konjonktür dönemi denir. Yukarı doğru hareket genişleme diğer bir ismiyle boom dönemidir. Reel GSMH ‘nın arttığı yani ülkede üretimin arttığı, ülkenin büyüdüğü bir dönemdir. Daha sonra bir durgunlun dönemi izlenir. Durgunluk bir ülkede üretimin azalması ya da durması, ekonomi piyasalarının yatay bir trend üzerinde seyir izlemesi anlamına gelmektedir. Bu durgunluk için biçilen süre 6 ay ya da 1 yıl gibi bir süredir. Aksi takdirde resesyon diğer bir isimle daralma dönemi başlar. Resesyon dönemi ülkede üretimin azalması, ülkenin büyüme yerine küçülmesi anlamına gelir. Resesyon döneminde ülkenin reel GSMH ‘sı azalmaktadır.

Bu grafik herhangi bir ülkenin durumunu göstermemekte olup sadece örnek için çizilmiştir. Grafikte görmüş olduğunuz siyah çizgi reel GSMH’nın dalgalanmasını, kırmızı çizgi ise izlediği trendi göstermektedir.
Konjonktür dönemi bir genişleme ve bir daralma dönemi içermektedir. Genişleme döneminde piyasada likitide bolluğu vardır. Ülkede üretim artmaktadır ve ülke büyümektedir. Bundan birkaç yıl öncesinden başlayarak günümüze kadar bir genişleme dönemi içersideydik. Piyasada likitide boldu ve insanlar paralarını değerlendirecek pozisyon arıyordu. Üretimler sürekli artmaktaydı çünkü likitide bolluğu olduğu için piyasada mallara olan talep çoktu. Talep arttığı için ve tam istihdam seviyesinde bulunmadığımızdan ötürü arzı da bu oranda arttırabiliyorduk. Arzın artması da GSMH’yı arttırmaktaydı. Global ekonomide bir ülkenin büyümesi demek diğer ülkelerinde büyümesine katkı sağlaması demektir. Çünkü yapacağınız ihracat başka ülkelerin ithalat yapma isteğine göre şekillenmektedir. Küçülen bir ülke ithalat yapmak istemeyecektir ve bu da sizin ihracat yapamayacağınız anlamına gelir. Sizin büyümenizi de etkiler. Fakat tersi bir durumda yani başka bir ülkenin büyümesi ve ithal malına olan talebi sizin ihracatınızı arttırıp gelir sağlayacaktır. Siz de bu sayede büyümekte hızlanacaksınızdır. İşte birkaç yıla kadar hep böyle bir durum izlendi. Herkes büyüyordu ve büyümeler başka ülkelerin büyümesini de sağlıyordu. Global piyasada likitide boldu. Yatırım yapmak için para sıkıntısı yoktu ve istediğiniz bankadan kolaylıkla kredi alabiliyordunuz. Bankalar kredi vermek için birbirleriyle yarışıyordu.
Yazının devamı »
Posted in Adem TaÅŸdan, Ekonomi | Yorumsuz
Mart 21st, 2008 Yazan: Adem TaÅŸdan
Bundan yedi ay önce yani 2007’nin ağustos ayında Amerika’da bir kriz patlak vermişti. Müsaadenizle bir hatırlayalım ne olmuştu da kriz çıkmıştı. Bankalar tarafından bundan birkaç yıl önce mortgage kredileri verilmekteydi ve bu kredilerin büyük kısmı değişken faizli kredi yani subprime mortgage kredisiydi. Daha sonra bankalarda bu alacaklarını teminat göstererek bir fon oluşturup satmaktaydı. Bir yatırım aracının faizi yüksek ise riski de yüksek demektir. Türkiye’de “Varlığa Dayalı Menkul Kıymet� olarak bilinen bir yatırım aracına benzeyen “Hedge Fon�lar şeklinde bankalar ellerindeki bu alacak senetlerini satmaktaydılar. Yatırım şirketleri de getirisinin yüksek olması nedeniyle bu fonlardan satın aldı. Az önce belirttiğimiz yüksek risk meydana geldi. Ne oldu? Bankaların alacaklarını teminat göstererek sattıkları bu senetler geri ödenmedi kredi alan kişiler tarafından. Böyle bir durumda hedge fonlar tamamen güvensiz konuma geldi ve fiyatları düştü. Yatırım şirketlerindeki fonlar yatırdıkları anaparayı karşılayamaz duruma geldi. Bankalar alacaklarını temin edemedikleri için likitide sıkıntısına girdiler. Yatırım şirketlerinin ellerindeki fonların değeri de çok fazla düştüğü için onlar da büyük zararlara uğradılar. Tüm bu olumsuz gelişmeler borsaya yansıdı. Borsada büyük düşüşler meydana geldi. Amerika’daki bu durum tüm ülke borsalarını korkuttu ve büyük miktarda satışlar meydana geldi.
Bu durum evet çok kötüydü ama o zaman kimse bilmiyordu boyutunu. Çünkü herkes kendi kayıplarıyla uğraşmaktaydı ve kimse başkasının durumuna bakamıyordu. Ortalık duruldu ve krizin maliyeti açıklanmaya başladı yavaş yavaş. Bu dalgalanmanın dünyaya maliyeti 100 milyar $’ı geçti. Rakam oldukça ürkütücüydü. Fakat her şey bitmiş miydi? Maalesef hayır, bu durum sadece başlangıçtı. Çünkü piyasalardaki likitide sorunu çözülmüş değildi. FED henüz müdahalede bulunmamıştı ve bir durum analizi yapmaktaydı. İkinci bir şok dalga Amerika dışındaki ülkelerden geldi. Avrupa ve Asya borsaları büyük düşüş yaşadı. Piyasalar ikinci bir kez dibi gördü. Büyük baskıların da sayesinde FED piyasalara müdahale ederek reeskont faiz oranında 50 puanlık bir indirime gitti. Bu hasta bir insanın hastalığını geçiren asıl ilaç değil de sadece ağrılarını kesebilecek bir tür ağrı kesiciydi. Bu iki günlük dalgalanmanın İMKB ‘ye maliyeti 49.881 puandan 44.730 puana toplamda %10’luk bir düşüş oldu. FED ’in müdahalesinden sonra %4,13 ‘lük bir artış meydana geldi. Dalgalanmanın şiddeti artık azalmıştı. Piyasalar toparlanmaya başladı o günden sonra.
Ve gelelim bugünümüze…
Yazının devamı »
Posted in Adem TaÅŸdan, Ekonomi | Yorumsuz